About this Recording
9.70236 - Cello and Piano Music (Turkish) - SAYGUN, A.A. / MANAV, Ö. / UÇARSU, H. / USMANBAŞ, İ (Tokay, Serdaroğlu)
English  Turkish 

Ahmet Adnan Saygun (1907–1991)

Ahmet Adnan Saygun İzmir’de doğmuş, 1928–1931 yılları arasında Paris’te, Schola Cantorum müzik okulunda Vincent D’Indy, Eugène Borrel ve Paul la Flem ile çalışmış, 1936 yılında Bela Bartok ile birlikte Türkiye’nin güneyinde folk müziği araştırmaları yapmıştır. Ölümüne dek Ankara ve İstanbul Konservatuvarlarında öğretmenlik görevinde bulunan Saygun, uluslararası başarıları, üretkenliği, müziği ve düşüncelerinin yoğun etkileriyle, batı sanat müziği anlayışıyla yaratılan “Cumhuriyet Dönemi Türk Müziği”nin en önemli bestecilerinden biri, hatta ‘kurucusu’ olarak nitelendirilmiştir. Besteciliğinin yanı sıra, etnomüzikolog, eğitimci ve düşünce insanı olarak da çok etkili olmuştur. Teknik açıdan Avrupa sanat müziğinin geleneksel, klasik değerlerine bağlı olmakla birlikte, kendi müzik kimliği konusunda da duyarlı bir besteci olarak, modern Türk müziğini yaratma yolunda batı müziği geleneğiyle Türk halk müziğinin ideal bileşimini araştırmıştır.

Viyolonsel ve Piyano için Sonat Op. 12 1935 yılında bestelenmiş ve Nazi Almanya’sından kaçtıktan sonra Türkiye’de yaşayıp öğretmenlik yapmış olan Alman viyolonsel sanatçısı David Zirkin’in anısına sunulmuştur. Sonat, Saygun’un ilk yaratı dönemine aittir. Bu dönem, bestecinin Anadolu müzik geleneğini batı müziğinin yapısal öğeleriyle, yeni ve özgün bir üslup doğrultusunda bir araya getirme çabalarıyla belirginleşir. Böylece, yeni Türkiye Cumhuriyeti toplumu bir yandan kendi müzik mirasına sahip çıkarken, öte yandan da genç, kişilikli ve modern bir ses oluşturabilecektir. Bu dönemde Saygun, sanatsal görüşlerini batı müziğiyle birlikte iki ana kaynağa dayandırmaktadır. İlk kaynak, özünde Bartok’un görüşlerinden devşirilen modern bir müzik dili yaratırken, Anadolu halk müziği ve geleneksel Osmanlı-Türk müziğidir. Farklı değerleriyle bu iki müzik kültürünün Saygun’un yaratıcılığında uzun süreli etkileri olmuştur. İkinci ana kaynak ise, Orta Asya müziğinin en belirleyici özelliklerinden biri olan ve pentatonik olarak adlandırılan beş sesli Asyatik ses dizileridir. Saygun, pentatonizmi Türki müziğin özü, izi ve damgası olarak değerlendirmiştir. Daha sonra bu düşünceyi çok genelleyici bulduğu için terk etmiş, ancak bu beş sesli diziler onun ilk yaratı döneminin ve dolayısıyla da Sonat’ının en ayırt edici özelliklerinden birisi olmuştur.

Özkan Manav (1967)

Özkan Manav 1967 yılında Mersin’de doğmuş, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi (MSGSÜ) İstanbul Devlet Konservatuvarı’nda Adnan Saygun ve İlhan Usmanbaş’la, Boston Üniversitesi’nde Lukas Foss ve Marjorie Merryman’le kompozisyon çalışmıştır. Yapıtları ABD, Almanya, Türkiye, Bulgaristan ve İtalya’da ödüle değer bulunmuş, Türkiye, Almanya ve ABD’de CD kayıtlarıyla yayınlanmıştır. 1991 yılından bu yana MSGSÜ İstanbul Devlet Konservatuvarı’nda ders vermektedir.

Üç Türkü: Viyolonsel ve piyano için yazılan bu parçalar, Anadolu’nun üç farklı yöresinden kaynaklanan halk şarkıları üzerinden Türk halk müziğine özgü deyimleri araştırmaya, keşfetmeye yönelir. Parçaların ilki, Ege bölgesine ait bir sevda türküsüne odaklanır. Besteci bu konuda “viyolonsel ve piyano için bu tür bir yapıt oluşturmaya yönelmeme, onlu yaşlarımdan bu yana belleğimde yer tutmuş olan bu ilk türkü yol açmıştır” der. Parçanın reçitatif karakterli orta bölmesi ve kodası ayrı bir imgelemin ürünüdür, doğrudan bestelenmiştir, türküyle belirgin bir bağıntısı yoktur. Bununla birlikte koda, ağır ve yer yer vurgulu adımlarıyla, Ege yöresine özgü zeybeklerin ruhunu yansıtır. İkinci türkü, ilk türkünün içe işleyen, yüklü anlatımıyla sonuncu türkünün canlı, oynak karakteri arasında geçiş işlevi görür. Ordu-Giresun yöresinde söylenen bu türkü, aksak ölçü yapısıyla ortalama bir hızda akıp gider; sözleri bir genç kıza seslenmektedir. Genellikle kadınların söylediği ve çoğu kez ellerini çırparak eşlik ettiği sonuncu türkü, canlı, şen bir İç Anadolu ezgisidir. Viyolonsel ve piyanoyla çalgısal ses ortamına taşınan parçaların her üçünde, yer yer genişletilmiş seslendirme tekniklerine başvurulmuştur. Bunların bir bölümü bağlama ya da meydan sazından, bir bölümü de geleneksel vurmalı çalgılardan ya da el çırpmadan esinlidir. Türkülere özgü vokal jestler, tonlamalar, vurgulamalar, ünlemler, nidalar da bu parçaların imge dünyasını biçimlendirmiştir.

Hasan Uçarsu (1965)

Hasan Uçarsu 1965 yılında İstanbul’da doğmuş, Ahmed Adnan Saygun ile Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi (MSGSÜ) İstanbul Devlet Konservatuvarı’nda kompozisyon çalışmış, bu kurumdan lisans ve yüksek lisans diploması almış ve Pennsylvania Üniversitesi’nde George Crumb ve Richard Wernick ile yürüttüğü doktora çalışmalarını 1997 yılında tamamlamıştır. O tarihten bu yana, MSGSÜ İstanbul Devlet Konservatuvarı’nda ders vermektedir. Besteci, kişilik ve kimlik konularına özel önem atfettiği, nev-i şahsına münhasır bir müzik dili oluşturma amacındadır. Güncel estetik ve teknikleri bu doğrultuda değerlendirirken, yaşadığı coğrafyaya ait sesleri, duyarlılıkları, değerleri bugünü ve geçmişiyle birlikte kuşatan, toplumsal-insani hassasiyetleri olan, geçmişe, gelecekle olan ilişkisi bağlamında özel önem veren bir müzik anlayışının peşindedir.

Elif Dedim, Be Dedim, halk türküleri düzenlemelerinden oluşan bir proje için 1999 yılında ısmarlanmıştır. Doğası gereği, batı dışındaki bir müzik kültürüne ait olan bir Anadolu halk türküsünü batılı çalgılar için düzenlemek, temelde türküyü kendi müziksel ve toplumsal bağlamından koparmaktır. Bu sürecin sonunda, türkü, sözlerinde olduğu gibi, asıl ve saf özelliğini yitirir. Bu eserde, besteci, belirtilen bu kaybı dengelemek için, “Ah! Kuş kanadı kalem olsa yazılmaz benim derdim” sözlerinde olduğu gibi, halk türküsünde içkin olarak kodlanmış biçimde iletilen içselliği, özgün ruhsallığı ve kültürel anlamı müzikte büyük ölçüde dışlaştırmaya çalışmıştır. Düzenleme, dramatik bir yaklaşımla, çellist ve piyanistin çalarken türkünün bir dizesini de söyleyip türküyü olası en yakın biçimde aslına, saf haline yakınlaştırma çabasıyla son bulur.

İlhan Usmanbaş (1921)

İlhan Usmanbaş, “İkinci Kuşak” çoksesli Türk müziğinin en önemli temsilcisi olarak, açık görüşlülüğü ve yeni anlatım biçimlerine yönelik kesintisiz özlemiyle, genç kuşakları en çok etkileyen bestecilerdendir. Türk Beşleri’nin ideallerinden uzak durarak, onların göz ardı ettiği alanlara, yeni klasikçiliğe, 12-ses kompozisyonuna, diziselciliğe, raslamsallığa ve açık biçime yönelen Usmanbaş, çağdaş Türk müziği bağlamında genişletilmiş çalma tekniklerinin de öncüsüdür. Ankara Devlet Konservatuvarı’nda viyolonsel ve kompozisyon çalışan besteci, İstanbul ve Ankara’daki öğrenim yıllarında Türk Beşleri’nin öğrencisi olmuş, UNESCO’nun ve Rockefeller Vakfı’nın bursları aracılığıyla 1952 ve 1957–58 yıllarında ABD’de bulunduğu dönemde, Tanglewood’da Luigi Dallapiccola ve Milton Babbitt’le kompozisyon çalışmıştır.

Viyolonsel ve Piyano için Müzik No. 1 bestecinin ilk 12-ses yapıtıdır. 12-ses dizisinin seçiminde dörtlü ve beşli aralıklarına olanak tanıyan bir sıralama yanında, küçük ikili ve üçlülerden oluşan kısa figürlerin kullanımını öngören dizi sırası da düşünülmüştür. Bu kısa yapıt, viyolonselin pizzicato’ları ile piyanonun noktalı notaları; viyolonselin ezgileri altında duyulan piyanonun tekrarlanan akorları; hızlı tempolarla çok hareketlenen birkaç ölçülük geçitlerle meno mosso tempoların uygulandığı karşı anlatımların yer aldığı geçitler ve en sonda koda kesitinde, viyolonselin ağırbaşlı pizzicato’ları yanında piyanonun pedal kullanılan arpejlerinin yumuşaklığının sergilendiği anlatımlardan oluşmaktadır.

Viyolonsel ve Piyano için Müzik No. 2 Türk müziği üzerine yaptığı armoni kuramı çalışmalarıyla tanınan besteci Kemal İlerici ile yapılan çalışmaların bir ürünü olan bu yapıt, her ne kadar piyanonun eşit düzenini kullanıyorsa da makamlarımızın renklerini ve armoni olanaklarını çağdaş bir yazıya geçirmeyi amaçlamaktadır. Makamların yanı sıra, eserde, geleneksel usullerin mantığına yaklaşan ölçü kalıpları ve özellikle piyanonun kalın ses alanında hafif ve güçlü vuruşları uygulayan bir vurum türü kullanılmıştır. Piyanonun Segâh dizisini ve armonilerini kullanan uzun girişinden sonra viyolonsel de Segâhı kullanan benzer bir ezgiyle sürer. Piyano her seferinde biraz kısalan Segâh aranağmelerinde sözü viyolonsele bıraktığında, viyolonsel bir seferinde Hüseyni, bir seferinde Nikriz, başka bir seferinde ise Saba dizilerini kullanarak bitiriş bölmesinde yeniden Segâha dönerek ezgisini sürdürür. Her iki çalgı, piyanoda ölçüler ve vurumlar oldukça sadeleşmiş olarak, müziği başlangıç makamının dizisi çerçevesinde sonlandırır.

Raslamsal, Viyolonsel ve Piyano için No. 1 & No. 2 Yapıtların her birinde belli sayıda figür yorumcuların kullanımına sunulmuştur. Açık kimliklere bürünen figürler müzisyenlerin isteğine göre, özgür biçimde, sıra gözetmeksizin çalınır. Raslamsal, Viyolonsel ve Piyano için No. 1’de viyolonsel partisinde dokuz değişik figür bulunmaktadır. Bunların arasında, dört, ya da yedi notalık presto, ff gruplar; sonları çarpmalarla biten kaydırmalar; eşit değerde, ağır pp notalar grubu; çift sesli iki uzun grup; çok hızlı, sonu incelerde kaydırmalara bağlanan figürler yer alır. Piyano partisinde ise, pedalle sürdürülen arpejler; tek ses üzerinde tekrarlar; iki sesin sürdüğü sırada küçük notalardan oluşmuş bir karşıtlık; sesleri tek tek verilen dört sesli bir akor gibi, genelde birkaç notalık çok sakin figürler bulunur. Raslamsal, Viyolonsel ve Piyano için No. 2’nin viyolonsel partisi, en ince telin eşiğe yakın yerinde çalınan tekrar notalı bir figür; kalından inceye doğru giden çok hızlı, sonu tekrarla biten bir grup; en incelerde hafif bir tremolo, güçlenerek dördüncü telin en incelerinde devam eden bir tremolo; çok incelerden başlayıp do teline gelen çok hızlı bir geçit gibi figürlerden oluşur. Piyano partisinde ise, en ince / en kalınlarda dar bir salkımdan oluşmuş ff’dan pp’ya giderek hızlanan tekrar sesleri; kalınlardan başlayıp incelere çıkan çok hızlı bir figür; salkım akorlar; triller; tremololarla birlikte salkım seslerden figürler kullanılmıştır. Parçaların her biri 4–5 dakika sürer.


Close the window